اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Üsküdar, 6 Kasım 2006
İmanca kardeşim, hayatın içtimaî yönüyle damadım, marifet ve iman ilimlerinde ders arkadaşım değerli Metin,
Yıllar ve yüzyıllar Allah’ın (c.c.) en hızlı koşturduğu mübarek Burak süratinde akıp gidiyor. Ben kendim sizler gibi onu yakalayabilecek gücü gösteremiyorum. Sizlerin daha çok zamanîliğiniz sebebiyle hızınız bizim nesle göre daha fazla olabilir. Eskiler zamanı hazmedebilmiş olanlara “ibnüzzaman” derlermiş. Şimdilerde bu anlamı hatırlatıcı olarak zamanla yarışmaktan bahsediliyor.
Fıtrî şeriatın bütün mahlûk sıfatlı olanları üzerinde devam eden yüksek bir emir olarak bildiğimiz zaman, elbette bizlere faiktir. Her mükellefin ona (zamana) ayak uydurabilmek gibi bir meselesi vardır. Onu aşabilmek ise kat’iyen zevkli bir teselliden öteye gitmez. Bu ilahî emir olan zamanın nimet olarak değerini takdir edebilenlerimiz en azdır. Gerçekte aktif olarak zaman nimetinin şükrünü mükemmel eda etmiş olabilenler için sanki fevkazzaman âlemine ulaşmış büyükler olarak gıpta ediyoruz. Maneviyat ufuklarında kanatlanmış gibi yol alabilenler için zamanın fevkine çıkabilmelerinden bahsediliyor. Onlar “bast-ı zaman” hadisesini kendileri için zaman genişlemesi olarak yaşıyorlar. Bu mazhariyetlerinin ilk adımını o nimete (zamana) şükür edebilmenin neticesinde ulaşabildiklerine, muvaffakiyetlerine kanaat sahibiyim.
Kısmen dışımızda kalan asrî dünyanın, dünyaları için zamanı (kendilerine tahsis edilmiş kısmını) çok iyi kullanmış olabilmelerini söylemek mümkün. Bizim âlemimizde zaman tasarrufu üzerine kuvvetli bir dinî hayat dışında çok eğilinmediği üzüntülerle belirtilebilir. Bence en çok üzerinde durularak çocukluk çağlarından başlamak üzere zamanımızı kullanabilmenin eğitimini almış olmalı idik. Bunun telafisini ancak mükemmel derecede dini yaşayarak sağlayabiliriz. Mesela farziyeti ile mükellefler için namaz emri, zamanı dilimleyerek ondan istifadeyi kolaylaştırıp bereketlendiriyor.
Münevver insanların geri kalmışlıkları, muvaffakiyetsizlikleri birilerine yüklemek yerine zaman ile münasebetlerini dikkatlice gözden geçirmeleri, bir nevi nefis muhasebesini ciddiyet içinde derinleştirmeleri elzemdir. Görecekler ki zamana, belki onun sahibine karşı suçlu çıkacaklardır. Önceleri laubaliliklerle geçirilmiş saatlerin, günlerin peşinden koşmak akıllı insanlar için gülünç olmaz mı?
Büyüklük sıfatlarını tam liyakatle hak etmiş olanlara bakıyoruz da zamanla bütünleşebilmeyi bilmişler. Bütün dost ve kardeşlere kendi nefsim de dâhil olarak zamana uyanmalarını her ihtiyacımız için hararetle tavsiye ediyorum. Devamlı arzu ve temennim budur ki zaman bizi tüketmesin.
Gençliğimin ilk yıllarında yazdığım bir şiirde;
“Koyu gölgelerde geçiyor zaman
Ve gayretin şimdi kırık ayağı”
demiştim.
Sen Metin’im, bana “Yetmiş yılları ne yaptın?” diye sorma; çok utanç içindeyim.
Gecenin bu saatinde seninle zaman üzerinde bu kısa musahabemizi yapmış bulunuyorum. Bir esintidir oldu, seni meşgul ettim, hakkını helal et...
Selâm ve dualarımla gözlerinden öperim.
AHMED İHSAN GENÇ