اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
31 Ekim 2006
Neredeyse çocukluğundan beri şuurlu bir hayatın içinde bulunarak kıdemli arkadaşlığımıza sahip olmuş kardeşim,
Nurlar içinde farklı farklı şahsiyetlerimiz olduğunu öğreniyoruz. Bununla beraber onların bütününü İslâm için, iman için, Kur’ân için amade kılmak, tavzif etmek vecibesi altındayız. Nefsimizin hevesatına o şahsiyetimizden bir tanesini de tahsis etmek olmayacak zannederim.
Sen, ben, biz her gün Kur’ân-ı Azîm’in muhteşem endam aynasında kendimizi görüp şu telkinatı yapmalıyız: “Ben kendim için değilim. Bütün varlığımla, benliğimle hatta cismanî hüceyrâtımla da O’nun içinim. Bencillikle kendimle oyalanmaya vaktim yok. Ne kadar kendime dönük olursam o kadar küçüleceğim” diyebilmeliyiz.
Vakıa bu ki manevî telkinlerle bu rotayı tutturamayanlar benden duymasalar da küçülecekler. Hem de çok küçülecekler. Kişinin kıymetinin nasıl bir himmetten kaynaklandığını biliyoruz. Kem âlatlardan kemalatı tahsil edemeyiz. Denilsin için değil, gösteriş maksadı üzerinde olmaksızın kendini en ulvi bir gayeye bağlamış kimseler belki kararlıklarının ilk adımında nihai bir zafer kazanmışlardır. Kendilerini kazanmışlardır, Resulullah’ın (a.s.m.) hoşnutluğunu kazanmışlardır, ebediyeti kazanmışlardır, Allah’ın rızasını kazanmışlardır.
Uğurlu Ahmet’im, sen de üzerindeki güzel sıfatlarını yukarıda belirttiğim sahalarda tasarruf et, hayatımın bir tecrübesi olarak söyleyeyim ki bir saatimin bile gayemin dışında nefsime dönük olmasından zarar görüyorum. Hemen o saat yüzünden birçok aksaklıklara şahit oluyorum. Kazaya uğruyorum, zararlarımdan ve kaybımdan “Ah!” diyorum.
İnsan bu âleme kendi ihtiyariyle gelmedi, irade-i ilahiye ile burada bulunuyor. Öyleyse muradını murad-ı ilahiyeye muvazi bir şekilde tevafuk ettirmek icap eder. Bunun muhtevasında yükseliş var, her cihetle üzerimizde bulunan tasarruftan memnuniyet var, rıza var.
Emin olasın ki ben benliğimle kendimi sahiplensem hiç de umduklarım olmuyor. O’nun bana sahipliği benim için hem hoş hem güzel.
Yukarıdaki ifadelerim her ne kadar maksadıma yeterli ise de ısrar manasına şunu da söyleyeyim: Akıl gibi yüksek melekât; kalp ve ruh fıtratları ile izzetli kılınmıştır. Bunları nefsin hevesatına alet etmekten sakınmalıyız. Aksi halde o izzetlileri zillete duçar ederiz. Böyle ters istikamette hareketimiz ilahî isimlerin aynası olan o muhterem cihazların hakkımızda dâvâcı olmasına sebep olur. Senin gibi manen kahraman ve güçlü bir istidat sahibi hizmet içinde lokomotif alabilmek hususunda ihmal etmemeli. İnsanlık himmetli, gayretli kahramanları bekliyor.
Bilvesile selâm ve dua ederim.
Kardeşiniz
AHMED İHSAN GENÇ
Not: Bu mektup Kamil Jiliptay’a telefon görüşmesiyle yazdırılmıştır.
Not: Mektubun muhatabı Ahmet Uğur Çini kardeşimdir.