اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Göztepe, 31 Ekim 2006
Kendisini samimi bir kalp ile, hizmetiyle ve kardeşleriyle bağlayabilmiş kardeşim,
Dikkat ediyorum da neşrolunan mektupların anlayışlı bir muhatabı, en ciddi takipçilerinden olduğunu görüyorum. Rahatlıkla söyleyebilirim ki Nur hakikatlerinin gölgesinde olarak bu yazılanlar, söylenenler gerçek ihtiyaç sahiplerinin birer dersi, bazı hastalıklarının ilaçları ve şifasıdır. Kendilerini “Filan yazmış, o da kim oluyor!” vehminden ayırarak sizin gibi mütalaasını tam yapanlar, belki daha iyi anlamak için tekrar tekrar okuyanlar daha çok istifade edecekler. Allah’ın izniyle yazılan ve söylenenlerden zarar görecek kimse yok. Bunları kitabet hizmetini şevkle yapan ihlaslı kardeşlerime söylerken, yazdırırken kendimi bildiğim zavallı pejmürde halimden çok farklı bir insan ve İhsan olarak buluyorum. Ve yazılanların içinde bana göre çok mezmum olan riyanın bir kırıntısını bile bulamıyorum. Demek ki hasbilik var, samimiyet var. Kapıları açıp kapayan Rabbimden benim için ve faydalanmak isteyen kardeşlerim için hayırlı kapılar açmasını, bunların tesirini halk etmesini yalvarıyorum.
Yazılanlar söylenenler kimseyi mesul etmez. Kendileri için istifadeye çalışanlar gönüllü olarak (icrası gerekenlerden) bir mükellefiyet hissederler. Bununla da kimse mesul olmayacağı gibi ben de minnet altına girmem. Zâhiren filan filan kardeşlere hitaben yazılmış olsa da bu açık beyanlar umum insanlar içindir.
Ömrüm boyunca muhtelif kitapları okuyarak fikir hayatımı geliştirmeye çalıştım. Belki manevî cihazlar olarak bildiğimiz bütün letâif üzerinde de onları işler hale getirebilmek için çok cehdim oldu. Bütün istifade ettiğim eserler ve görüştüğüm zâtlardan tamamının fevkinde Risale-i Nur Külliyatı’ndan faydalanabildim. Zamanla anladım ki bu muazzam Nur Külliyatı’nın dersleri hiç arızasız ruha mutabıktır, fıtrata uygundur. Derslerinde kışırat ve posalardan temiz olarak, lüblerden, özlerden istifade ediliyor. Ben kendimi ona bir şakirt olarak düşündükçe huzurlu bir haz sahibi oluyorum. Ve bu muazzam külliyatı Kur’ân ve mizan istikametinde sair eserlere nispeten en önde görüyorum. İnsanı daire-i imkânda Nurlar süratinde nurlandırıp, dengeli bir sûrette terakki ettirecek, kemal-i imana sahip kılacak başka hangi vesile var.
Dairemiz içinde istikrarlı ve intizamlı ilerleyişlerin geneli şahs-ı manevî etrafında cereyan ediyor. Bundandır ki benim bencilliğim veya başkalarının bencillikleri medar-ı nazar olarak bizi hizmetimize mani olacak şekilde meşgul etmemeli. Bu küllî hizmet içinde şahsî faziletler elde ederek şahsen tekemmül etmek çabaları yerinde şahs-ı manevî ile bütünleşerek cemaat halinde yükselebilmek, sair zâtî faziletlere nispetle daha faziletli, daha ehemmiyetli belki nefse karşı, şeyatîne karşı emniyetlidir.
Nurlar içinde “ene” yerinde “nahnü” denilebilmesi esaslarına dikkat çekilmiştir. Bu sebepledir ki senin meziyetlerin aynen benim olduğu gibi, benim meziyetlerim de benimdir, sizlerindir. Takip ettiğimiz dersler hepimiz içindir. Bu derslerin daha feyizli, istifadeli olması hususunda her birerimiz “Ben bundan mesulum” diyerek ihmalsiz ikmâline gayret göstermek vazifemizdir. Bu ölçü ile senin beni derse çağırışın ve uyarıların kendine davet sayılmaz. Öyleyse sizden zuhura gelmiş şahs-ı manevinin daveti bilmeliyim, nazlanmadan koşmalıyım.
Ne hikmettir bilinmez bir mektup vesilesiyle muhatap aldığım kardeşlerimi (çok sevdiğimden olabilir) çok iyi bildikleri konuları uzun uzun anlatarak meşgul ediyorum. Siz de bağışlayın.
Gözlerinizden öpüyorum, dualarınızı istiyorum vesselâm.
AHMED İHSAN GENÇ
Not: Bu mektup telefon görüşmesiyle yazdırılmıştır.
Not: Bu mektup Mehmet Akçin kardeşime yazılmıştır.