اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
19 Ekim 2006
Hem evladım, hem daimi ders arkadaşım, muavenet hususunda iktidarınca gayretli Ali Muhyiddin Hoca’ya,
İnsanların haddini bilmek hususunda müteyakkız olmaları ne kadar güzeldir, senin bu meziyetin var. Emsaline güzel örnek oluyorsun. İbadetlerinde de pek çoklarımızdan daha dikkatlisin. İtiraf ederim ki bu cihetlerinle sana gıpta ediyorum. Her zaman biraz dedikodu havasına kayan konulara da dalmıyorsun. Yanlış anlama, senin hem hocan hem baban olan Ahmed İhsan durup dururken kof iltifatlar yağdırmıyor. Cidden teşhisim bu.
Biliyor musun, bazı zayıflıklar, sahipleri için koruyucu şemsiyelerdir. Ancak o zayıflıkların taşıyıcıları bu nimetin az farkına varıyorlar belki şikâyet de ediyorlar. İnşaallah sen kendinde olan, tespit edebildiğin zayıf noktalara bir rahmet şemsiyesi belki de bir zırh gibi bakmaya çalış. Meziyetler açılmış çiçekler gibi etraftan nazarları celp etse de onların muhafazası tohum halindeki hayatları kadar kolay değildir. Elbette istidatların bilkuvveden bilfiile geçmesini isteriz ve bunun için çalışırız. Emin ol ki bilfiile geçmiş istidat her ne kadar açılabilmişse, gelişebilmişse o nispette de külfetler getirir. Ben bu meseleyi ehemmiyetli bir ders olarak sana bildiriyorum. Düşüncelerinde derinleşirken bu hassas ve ince hususları nazara alırsın.
Senin için benim bir geleceğim olarak başta Kur’ân-ı Azîm’in (O’na karşı azamî ihtiramından) şefaatine mazhar olacağını, bilvesile Risale-i Nur ehlinden olarak hayatını devam ettirip güzel bir hatimeye ulaşacağını ümit ediyorum.
Her insan kendine (nefsine) meyyal bir haleti taşır. Vesilelerle nefsini ileri ileri sürer. Bilmez ki yeni gelişmeler taşınması zor yükler getirir.
Ben bu satırları Cenab-ı Hakk’ın şamil rahmetiyle zamanlardan süzdüğü üç ayların imamı olan mübarek Ramazan günlerinin, süzülmüşün süzülmüşü, hülasanın hülasası en seçkin nurlu günlerimizin göz bebeği Leyle-i Kadir saatleri başlarken yazıyorum. Böyle en a’zam bir vakte bu yaşımda ulaşabilmiş olmanın büyük hazzı içinde sevinçten uçuyorum diyebilirim.
Bilmiyorum, elbette ısrarla dua edeceğim, ancak emsaline önümüzdeki yıllarda nail olabilmek hususunda (ümit etmekle beraber) bir şey diyemiyorum.
Senin maddî-manevî beraber olduğun yakınlarımı ve müşterek ders arkadaşlarımızı Nebiler Sertacı Efendimizin (a.s.m.) rahmetli ümmetini bugünden için tebrik ediyorum. Ebedî saadetler diliyorum. Hazret-i Kur’ân’ın, mübarek Ramazan’ın, en şerefli Kadir Gecesi’nin şefaatine mazhar olabilmeyi yalvarıyorum.
Evlatcağızım; söylenecek çok şeyler var, hatırında kalabilseydi hususi musahabelerimizde kitaplar dolusu neler neler anlattım. Allah tesirini halk etsin, kendine saklama ki bereketlensin. İstifadeleri nemalandırmak da başlı başına bir vazifedir, ibadettir...
Ehil, iyal, evlatlarınla bahtiyar ol. Garipler esnafına çok yakın olan babanı unutma. Gözlerinden öperim.
AHMED İHSAN GENÇ
Not: Bu mektup telefon görüşmesiyle yazdırılmıştır.