اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Göztepe, 20 Ekim 2006
İnşaallah dareyn saadetini yakalamak manasında mesut olacağını (belki) göreceğimiz kardeşime,
Çok cılız bir düşünce hayatı içinde olan kardeşiniz Ahmed İhsan, o düşüncelerin mahsulatından olarak şunu söylüyor ki, eğer rahmet tecessüm etse mü’minlerden, muvahhidinden bir cemaat olarak görünür. Ben kendim, âli âlemlerin ruhanî ve meleklerine de şimdi aynen bu güzellikte görünen cemaatin içinde pek göze çarpmayacak şekilde bile olsa, sanki belirsiz bir nokta gibi orada bulunmak isterim. Sizi bilmem. Sizin gibi her bireri meziyetlerce çok zenginliklere sahip kardeşlerimi de çok iyi bilmeyebilirim. Ancak Rabbime olan itimadımda inşaallah yanılmıyorum. Ve her ahbap-dost yakınlarımı veya ulaşabildiğim her insanı cemaat hayatına hararetli bir şekilde teşvik ediyorum. O kadar ki, bu teşviklerim bazılarına karşı ilhah derecesine varıyor. Öyle bir cemaatin müstesna nakşı içinde uygun yerde bir nokta gibi noktalanmak da güzeldir. İmanın a’zam seviyesinde lezzet ve hazzına ulaştırıcıdır.
İnsanın hayatı içinde değişik pozisyonlarından yakın geleceklerde kendi albümünde en çok hoşlanarak görecekleri, öyle bir cemaat hayatının içinde olan saatlerden alınmıştır. Esnaf-ı mü’mininin asrın menfi şartlarına rağmen imanı gibi korunmasına himmet etmesi lazım gelen uhuvvet, seriü’s-seyr ile Allah’a vusûlü temin edecektir.
Değerli kardeşim,
Dostlarımızı her gün “ne derece dosttur” diye test etmeye ihtiyaç yok. Ufak tefek arızalar, zamanî gölgeler hepimizin üzerinde bulunabilir. Ben kendim kim çağırdığından çok, çağırıldığım maksada bakıyorum. Ders halkamızda halkalanan her kardeşime maksad-ı asliyi takip etmek lazım gelir diyorum. İnsan “Gel gel gel!” denilirken gecikmeden nefsine çok mazeretler üretmek fırsatı vermeden zararsız kazanca, ulvî davete koşması lazım.
Siz de bir kısım mektuplarda okuyorsunuz ki adeta esintilerle esiyoruz. Bazen tam şuur halinde olmaksızın bir şeyler söylemek ve yapmaktan sıhhatli bir niyet sebebiyle iyi hâsılat alınabilir. Şimdilerde ben de öyle yapıyorum. Mektuplar yazıyorum, bunları yazarken veya yazdırırken bir kişi de can-ı gönülden muhatap olmaz mı, okumaz mı, diye teselliler arıyorum. Gençliğimden beri bana tevcihen gelen mektuplara çok önem verirdim. İç cebimde bir müddet saklar, ara sıra açıp okurdum, yeniden okurdum. Sonra güzelce bir dosyaya yerleştirirdim. O mektuplardan bir kısmı elli altmış yaşlarına ulaşmış olarak halen nezdimde bulunuyor. Sizin gibi pek çok müştereklerimiz olan kardeşlerimiz asrî nimetlerle mektuplarla da olsa irtibat sağlasınlar diye tavsiyelerde bulunuyorum.
Dostlarla musahabe ne kadar güzel oluyor. Neredeyse o musahabenin akıntısına kendimizi kaptırınca lafı uzatıyoruz. Galiba ben de böyle yapıyorum. Kıymetli zamanlarınızda benim için bu kadar ayırabilmiş olmanız da memnuniyetimi muciptir.
Bilvesile selâm, sevgiler ve dualar.
Kardeşiniz
AHMED İHSAN GENÇ
Not: Bu mektup telefon görüşmesiyle yazdırılmıştır.