اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Fatih, 14 Ekim 2006
Fâni âlemin sefasını ebedi sefa ile değiştirmeye namzetliği gözlerinde, yüzünde ve halinde okunan kardeşim Sefa,
Biliyor musunuz ki hiçbir nimet bizim kendi sun’umuzun eseri değildir. Sefalı olmak, böyle bir ömrü yakalamak da nimetleri mebzulen üzerimize indiren Rabbimizdendir. Başka bir ifade ile maneviyat canibinden mühim bir tahsistir. Belki çok bereketli, zenginliği ihtiva eden bir manevî piyangodur. Diyebilirsiniz ki bizim öyle bir nimete ulaşmakta hiç mi rolümüz yok? Olmaz mı! O’na karşı kalbimizi açabildiğimiz kadar açarak her zerremizi bir dil ve el gibi kullanarak, tam ihlas ile yalvarıp isteyeceğiz. Niyetimizde sebatkâr ve ısrarcı olacağız.
Sizin gibi iffet ve istikamet sahibi pırıl pırıl gençlerimizi en taze çağlarında nefislerini bir kenara iterek beka âlemlerine, “ehl-i sefa” olmak namzetliğine soyunmalarını bu zamanın ağır şartlarına rağmen bekliyorum. Dualarımda gelecek vaat eden bizim neslimiz ve ecdadımız için yüzakı olacak kardeşlerim hesabına ağırlık veriyorum. Bu beklentilerimizin tahakkuku neredeyse dünya gözü ile görülecek hale geldiğine maşaallah.
Bu sefayı yakalama meselesi azîm bir cihat mahiyetindedir. Gerçekten kahraman insanlara yakışır. Pek mahdut kimselere münhasır kalmasına gönlümüz razı değil. Fakat baharımızda açan her çiçek baharlı, yazlı, bayramların resmigeçitlerinin bayrakları gibi bize sevimli görünüyor. Kesretli emsalini hemen hemen yakalamak, o büyük ilahî şehrayinin harmanına dalmak üzereyiz.
Her bir sefalı ruh sahibi kardeşimin yolunda oturmuş garip bir yolcu olarak onu gelirken karşılamak, “Sen hoş sefa geldin!” demek için bekliyorum. Hazır bulmuşluk, nimetlere karşı istihfafı gerektirmez. İnsan garip bir halet sahibi olarak fazla zahmet çekmediği nimetlere, mesela onu çepeçevre kuşatmış (mübarek şerbetçi arılar gibi hoş nağmelerle dönüp duran) bir kardeşler halkasına ters açı ile bakabilir. Yemin ederim ki öyle bir kimsenin (kendince) çok ciddi sebepleri, mazeretleri de olsa büyük bir kayba uğrayacaktır. Nimetin her nev’i kendini nimetiyet noktasında bazen onu görmemekte inat eden kimsenin kafasına vura vura derk ettirecektir. Ancak o nimete yeniden ulaşmak mümkün olabilir mi?
Sefalı kardeşim, sana yazdığım bu mektubumu senin gibi kardeşlerime layık olan en menus, en mülayim ifadelerle yazabilmeyi isterdim. İnşaallah dualarınızla telafi olunabilir. Katılıklarımı burada birkaç satır içinde aksettirmiş olmaktan mahcubum.
Bilvesile selâm ediyorum... Dua ediyorum... Gözlerinden öpüyorum...
Kardeşiniz
AHMED İHSAN GENÇ