اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Göztepe, 8 Aralık 2006
Dostlar kafilelerini en baştan başlayarak sıraya koyduğumuz zaman onlar arasında sizin de bir yeriniz olduğunu görmekle mesrur olacak arkadaşım Abdülcebbar Efendi,
Kendi gönül evinizde bulduğunuz sıcaklık ve arzuların kardeşinizde de benzerleri vardır. Ne yapayım ki halen bu âciz, ruh hafifliğine veya serbestliğine sahip olamadım. Yakınlık ve beraberliğimizi eskiden olduğu gibi hayal gücüyle yapmaya çalışıyorum. Sakın bana gülme. “Kendini eğlendirmek için iyi bir oyalanma vasıtası bulmuşsun” deme. En ulvî seviyelerde yakınlıklara muvaffak olamayanlar bütün vaz mı geçsinler? Bu kadarcık da hiç olmamasından iyi oluyor, teselli veriyor. Muvasala temin hususunda yolları, mesafeleri, külfetleri, zahmetleri nazara almadan koşuşturmamız lazım. Dediğim gibi çoban armağanı seviyesinde bir şeyleri yaşıyoruz. Ben kendimi biliyorum ki “Al Allah kulunu... Zapt eyle dilini” ifadelerinde duyduğumuz kahramanlıklardan fazla hissedar olamadım. Sen kardeşim olarak başka sahalarda cesaretli olduğun gibi öyle bir kahramanlığı yap. Bir taraftan kendi halimden utanmak mahcubiyeti çekerken diğer taraftan kavuşabilmemizin sevincini yaşayayım.
İrfanınızla görürsünüz ki damlacıklar göletlere, gölcüklere, ırmaklara koştukları gibi onlar da nehirlere koşarlar, nehirler ovaları yararak, dağları delerek kendilerini okyanusun kucağına atarlar. Ben kendim bu mümtaz sıfatların fıtrat sahnesinde sahnelenenlerin hiç birisine paralel hareket edemiyorum. Bazen dünya için o derece küçülüyorum ki bir toz zerreciği benden daha hacimli daha ağırlıklı... Bazen de dünya benim için küçülüyor. Benim önceki durumuma benziyor. Ben ise dünyalara sığmaz şekilde büyüdükçe büyüyorum. (Maazallah büyüklenmiyorum) İşte böyle bir hikâyem var.
Seninle dostane arkadaşlığımızla elli yılları, yarım asrı mazide bıraktık. Bence karşılıklı candan dualaşalım. Görünen istasyondan hayırlısıyla trenimize binelim. Ürküntü hissetmeden ebed âleminde mülâki olmak üzere birbirlerimize “selâm selâm” diyerek el sallayalım. Bu Cuma gününde Zilhicce’nin yakın bir mesafesinde hacılarımızın makbul hacları, Buraklaşan hediye kurbanları ve Beyt-i Muazzama hürmetine Rabbimiz bizi hayırlara, hayırlı dilek ve temennilerimize muvaffak kılsın. Sizi nefsini yenebilmiş bir pehlivan kardeş olarak kucaklıyorum.
Kardeşiniz
AHMED İHSAN GENÇ
Not: Bu mektup telefon görüşmesiyle yazdırılmıştır.