اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Göztepe, 8 Kasım 2006
Kalbinin selâmetini, ruhunun saadetini korumak kahramanlığını yakinen bildiğim sevgili kardeşim,
Düşünce hayatımızda hiç mi hiç bir köşeye itilmemesi elzem olan bir husus var: O da bu fanî âlemde bulunuşumuzun hakiki illetini pek çok hikmetleriyle beraber gözden uzak tutmamak... Eğer buna muvaffak olunabilirse insan çok süratle ilahî bir yakınlığa mazhar olabilir. Farkında olmadan yapımızdaki zihnî odacıkları pek de lüzumlu olmayan şeylerle doldurmuşuz. Bundan çok büyük bir hâsılat bekleyenlerimiz var. Biz etraftan toplanan çöpler için bir ayıklama, arıtma tesisi değiliz. Gerek zihnimizin gerekse aklımızın (Allah korusun) belki de kalbimizin böyle kullanılması büyük bir yanlışlıktır. Adeta insanlığımızı çarçur etmenin bir sebebidir. İnsanî izzet, esmaî marifet üzerinde himmetimizin çoğalması ile elde edilebilir.
Şimdi asrîlikler neticesi tahsil hayatında olan veya dışındakilerin çok külfetlere girerek malumat zenginliği elde etmek yarışlarına şahit oluyoruz. Size de bu yarışmaların hedefsiz ve neticesiz olduğu görünmüyor mu? Ben kendim etrafımda böylelerinden çoklarını görüyorum, acıyorum, pek de ikaz edemiyorum. Bizler ise onların istikamet tayin etmeden bu tarz yürüyüşlerini taklit edemeyiz. Emin olabilirsiniz ki bu hususta sizin kardeşiniz tamamıyla farklı düşünüyor. İnsanın en erken çağlarında, bilhassa istikamet temininde kendisine faydalı olacak birileriyle beraberliği söz konusudur. Metotlu bir sûrette elde edilecek bilgiler, istikamet ve hedef tayini ile zaman, mekân, insan ve istidatları boş yere harcanmamış olacaktır. (Ekonomistlerin dikkatini çekerim, bu şekil hareket de bir tasarruftur.) Bir yerde bunlara dikkatli olan insan kendini, kendisi için toplumu, cemiyet için toplumu en israfsız şekilde kısa bir yoldan kazanacaktır.
Bana sormayınız, ben sizi zarurî bilgilerle ve bunlar arasında da en lüzumlu olan imanî ilimlerle mücehhez bir kardeş olarak düşünürüm. İmanî ilimlerle çok konularda sürtüşen felsefelerin kendilerine özel cazip tarafları da vardır. Fakat bizler azamî bir dikkat içinde onlara kapılıp çarpılmamalıyız. Rahatlıkla söyleyebilirim ki felsefenin hak din olan, vahye dayanan İslâm’ın mensuplarına temin edebileceği ciddiye alınacak bir menfaati yoktur. Size tuhaf gelecek bir şey söyleyeyim: Eğer iblis (meşhur ve malum olan şeytan) insî şeytanların aramızda fesat çıkarmak üzere gösterdikleri faaliyetlere kanaat etmeyip onların sûretinde aramıza girebilseydi bütün avanesiyle felsefe mesleğini tercih etmiş en ileri felsefeciler gibi karşımıza çıkacaktı. Biz seninle beraber onlardan Allah’a sığınalım. Aman dikkat et kardeşim, felsefe bataklığından üzerine kokuşmuş balçıklar, çamurlar sıçramasın. Belki de “Sen çok zayıfsın da felsefeden evhamlanıyorsun” dersen, cevabım “Evet, kat’iyen zayıflığımın farkındayım” diyebilirim.
Benim bu zaafımı izhar eden halim seni şaşırtmasın. Bana göre bir şeytanî tuzak olan felsefenin batağına batarak kaybettiğim dostlarımın arkasından gözyaşı döktüm. Bu sebepledir ki bazılarının taassuba itekliyor diye sataştıkları en genç çağlardan başlayarak temin edilen dinî terbiye ve tedrisin ehemmiyeti çok çok büyüktür.
Bilmiyorum, bunları yazarken sizde zihnî bir teşvişe, bir bulantıya yol mu açıyorum diye tereddüdüm var. Allah biliyor ki siz değerli kardeşim pek ısrarla teyakkuza davet edileceklerden değilsiniz. Manevî hayatınızla mevsim rüzgârlarının büyük çınarlara zarar veremediği gibi, kökleşen imanınızla o gibi felsefelerin esintileri sizi müteessir edemez. Bilhassa yürekleri iman dolu ve bütün varlıklarıyla Kur’ân’ı kucaklamış olanlar onlardan “zarara uğrarız” korkusuyla telaş etmezler.
Bugünkü musahabemizde ihtiyarsız olarak bir şeyler söyledim. Kusurum varsa Rabbimden af dilerim.
Bilvesile selâm ve dualar.
AHMED İHSAN GENÇ
Not: Bu mektup Mehmet Soylu’ya telefon görüşmesiyle yazdırılmıştır.